İyileşmeyi Unutmuşuz!
- edizzzz

- 27 Eki
- 3 dakikada okunur

Kusursuz bir hayatı arzu ediyoruz kendi adımıza. Hayatın güzelliğinin acısızlaştırmaktan geçtiğine dair güçlü bir inancımız var. Bunun içinde elimizden geleni yapıyoruz. Acısız bir hayatı hayal ederken ve acılarımızdan kaçarken veya onları ortadan kaldırmak için tüm enerjimizi harcarken yoruluyoruz! Hem de öyle böyle değil. En önemlisi yerine koyamayacağımız zamanımızın akıp gitmesine neden oluyoruz.
Peki ya iyileşmek?
Evet sanırım atladığımız çok önemli bir kısım var hayatta, İYİLEŞMEK! İyileşebiliyor olmamız bize verilmiş en özel hediye. Aksi takdirde o çok korktuğumuz, kaçmak için elimizden geleni yaptığımız acılarımız ile eninde sonunda karşılaşıp ve tekrar tekrar karşılaşıp nasıl hayatta kalabilirdik…
İyileşebilmeyi öğrenmek gerekiyor. Bu gücümüzün ne kadar farkına varabilir ve bu konuda kendimizi ne kadar üst seviyeye taşıyabilirs o kadar daha az acılı bir hayata sahip oluyoruz. Acısız hayat vaat edemiyorum ama daha az acısız bir hayat ve belki de sonunda acılarımız ile mutlu olabilmeyi öğrenme! Evet ilk anda kulağa anlamsız gelebilir acılardan mutlu olmak ama bu kendimizi acılara atalım, arabesk bir hayatı yaşayalım, drama yapalım tavsiyesi değil. Acılar hayatın bir parçası ve ne olursa olsun herkes kendi yolculuğunda, yoluna dizilmiş olan acı taşlarına denk gelecek ve canı yanacak. Bu kaçınılmaz bir durum! ☺️ Eğer iyileşmeyi bilmiyorsak bu durumda acılarda boğulmak kaçınılmaz bir durum.
Peki nedir bu iyileşmeyi öğrenmek?
Bu konuda kendi yorumum şudur; öncelikle acının kaçınılmaz olduğunu kabul etmek ile başlamalıyız. Eninde sonunda bir şeyler bizim canımızı yakacak. Öyle bir hayatımı kurgulayayım, öyle tedbirli olayım ki acılar bana uğramasın çabasını bırakacağız. Sonrası kendimizi hayatın akışına bırakırken, akışta olup bitenlere karşı zihnimiz, ruhumuz, kalbimiz açık olacak ve farkındalığı yüksek bir hayatı yaşamaya gayret edeceğiz. Etrafımızda olup bitenlere, sahip olduklarımıza, insanlarımıza dikkat kesileceğiz. Yani öyle akışta kalacağız derken akıntıya kapılıp hayatımızın kontrolünü kaybetmeyeceğiz. Akışta kalmak, akışı anlamaktır. Yoksa kendini sal ve hayat seni nereye götürürse götürsün değildir! Peki bu hem acılar var ve acısız hayat çabasından vazgeç ama hayatını akıntıya da bırakmamak ikilemi arasında nerede duracağız? Burası denge noktası! Dengemizi bulacağız. Hayat bazen bir ip cambazı gibi bir ipin üstünde yürümeye benzer. İpin üstünde kalmayı başardıkça dengede kalmak daha kolay hale gelecektir. Burada da acılarla başa çıkabilme, iyileşebilme kabiliyetimize bağlıdır.
İyileşmeyi öğrenmek için ikinci kabulümüz, hiçbir acının sonsuz olmayacağıdır. Her acı geçer! Buna yüzde yüz 💯 garanti veriyorum. Evet herkesin ve her acının süreci farklı olacaktır ama geçecek. Bu iyileşme hali sizin elinizde. Kendinize yeterince zaman tanımalısınız. Bu süreçte acınızın kökünü bulmalısınız. Çünkü bazen sebepler acının gerçek nedenleri olmayabilir. Bazen sebebin kendisi, bazen de o sebebin sizin hayatınızda tetiklediği bir durum. Acınızın köküne inin ve yüzleşin. Bu o kadar kolay olmayacak başlangıçta. Bir sürü nedenden dolayı. Öncelikle kendinizle yüzleşmek istemeyeceksiniz, kendinizi haklı çıkarma çabası, karşındakini suçlama, dürüst olamama vs. Bu arada yanlış bir mesaja dönüşmesin yazdıklarım; acının sebebi her zaman sizsiniz veya sizinle ilgilidir demiyorum. Gerçekten hayatımızda canımızı yakan bizim dışımızda bir sürü sebep, olay, insan var. Burada köküne inmek ile ilgili kısım, bizim dışımızda olan etkenlerden yaşadığımız acılarda da bize bu acıyı bu şiddetle hissettiren öz duygumuzun ne olduğunu anlamak.
Öz duyguyu bulmak!
Öz duyguya ulaşmak iyileşme sürecimizin en önemli kısmı. Neden mi? Çünkü siz, sizin dışınızdaki çevrede olup bitenleri iyileştiremezsiniz.* Yani acılarınızın kaynağı sizin dışınızdan olsa dahi, acınızın şiddeti sizin öz duygunuz ile ilgidir.
Hayat yolculuğunuz size özel. Dışarıdan bakıldığında herkesin başına gelmiş veya gelebilecek acıların size uğrama şekli size özel. Bu hayata geliş amacınız belli ve bu yolculuğun nasıl biteceği yani nereye varacağınız kaderiniz olarak değişmez bir şekilde belirlenmiş. Siz o değişmez kendi sonucunuza giderken yolları belirliyorsunuz. Hayatınızı milyonlarca hatta milyarlarca kez başa sarsanız ve her seferinde daha farklı bir yolu deneseniz de, yollar o değişmeyecek sonunuza götürecek sizi. O nedenle seçmediğiniz veya seçemediğiniz yollara değil, seçtiğiniz yolda yürümeye odaklanın. Başınıza gelenler sizi küstürmesin, korkutmasın. Aynı acılara tekrar maruz kalabilirsiniz ama artık biliyorsunuz hiçbir acı sonsuz değil, güzel haber! 🙏 Hayata şans verin, bir kez kötü olması her zaman kötü olacağı anlamına gelmez. Bir durumun tekrar karşınıza çıkması aslında “şimdiki aklım olsaydı” durumudur. Yani başa dönüp yeniden başlama hali. Sonuç mu? Sonuç çok güzel de olabilir, acı vericide! Her iki durumda da artık ne yapacağınızı biliyorsunuz…
Dileğim; acılarımızın, bize aynı şanslar tekrar verildiğinde onu güzelleştirme gücü vermesidir. Acısız bir hayat dileyemiyorum ama iyileşebilme gücü diliyorum sizler için…
*Başkalarına iyi gelebilme, iyileştirebilme elbette mümkün. Ancak burada ele aldığım bağlamda kalabilmek adına buna mümkün değilmiş noktasından baktım. Elbette iyileşme yolculuğunda kendimiz dışında yolculuğumuz eşlik edenlerden güç alabiliriz. Bunu da başka bir yazıda ele alırız belki…🤗
Sevgiyle kalın…
edizzzz





Yorumlar